not know - Türkisch Englisch Wörterbuch

not know

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

Bedeutungen von dem Begriff "not know" im Türkisch Englisch Wörterbuch : 1 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
General
not know v. bilmemek
I do not know why the issue is being raised again now.
Konunun neden şimdi tekrar gündeme getirildiğini bilmiyorum.

More Sentences

Bedeutungen, die der Begriff "not know" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 150 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
Common Usage
not know what to do v. ne yapacağını bilmemek
General
pretending not to know n. tanımazlık
pretend not to know someone v. tanımamazlıktan gelmek
not to know any better v. yol yordam bilmemek
pretend not to know v. tanımazlıktan gelmek
pretend not to know v. bilmezlikten gelmek
not to know v. tanımamak
not know about v. haberi olmamak
not to know whom to support v. iki arada kalmak
not to know which road to take v. yolunu şaşırmak
not know exactly v. tam bilmemek
not want to know v. bilmek istememek
not know what one is saying v. ne dediğini bilmemek
know when one is not wanted v. istenmediğini bilmek
not know for sure v. tam bilmemek
pretend not to know someone v. tanımazlıktan gelmek
not know the source of v. kaynağını bilmemek
not know its source v. kaynağını bilmemek
not know somebody’s value v. kıymet bilmemek
pretend to not know v. bilmezden gelmek
pretend to not know v. tecahül etmek
pretend to not know v. bilmezden gelmek
Phrases
not that I know of expr. bildiğime göre
not that i know of expr. bildiğim kadarıyla hayır
it's not what you know but who you know expr. ne bildiğin değil, kimi bildiğin/tanıdığın önemli
it's not what you know but who you know expr. ne kadar bilgili olduğun değil kimi bildiğin/tanıdığın önemli
Proverb
one half of the world does not know how the other half lives tok açın halinden anlamaz
one half of the world does not know how the other half lives dünyanın yarısının diğer insanların nasıl yaşadığından haberi yok
one half of the world does not know how the other half lives zengin fakirin halinden anlamaz
Colloquial
not know what to do with (oneself) v. ne yapacağını şaşırmak
not know what to do with (oneself) v. (kendini) nasıl yatıştıracağını bilememek
not know what to do with (oneself) v. nasıl vakit geçireceğini şaşırmak
not know what (one is) missing v. neler/ne kaçırdığını bilmemek
not know what to do with (oneself) v. nasıl oyalanacağını bilmemek
not know what to do with (oneself) v. (kendiyle) nasıl baş edeceğini bilememek
not know what (one is) missing v. nasıl bir şey kaçırdığını bilmemek
not know what to do with (oneself) v. ne yapacağını bilememek
if that's not (something), (then) I don't know what is expr. bu (bir şey) değil de ne?
if that's not (something), (then) I don't know what is expr. bu da (bir şey) değilse, ben de bir şey bilmiyorum demektir
Idioms
not know enough to come in out of the rain n. bön
not know enough to come in out of the rain n. aptal
not know from nothing n. enayi/saf
not know whether one is coming or going v. kafası karmakarışık olmak
not know whether one is coming or going v. paniklemek
not know whether one is coming or going v. ne yapacağını şaşırmak
not know beans about v. hiçbir şey bilmemek
not know beans about v. hiçbir şey çakmamak
not know beans about v. hiçbir bilgisi olmamak
not know beans about v. yabancı kalmak
not know beans about v. bihaber olmak
not know your arse from your elbow v. en basit işi bile becerememek
not know someone from adam v. birisini hiç tanımamış/görmemiş olmak
not know whether one is coming or going v. ne yapacağını bilememek
not know if one is coming or going v. ne yapacağını bilememek
not know which end is up v. bihaber olmak
not know which end is up v. hiçbir şeyden haberi olmamak
not know which end is up v. ne olup bittiğini bilmemek
not know the first thing about v. hiçbir şey bilmemek
not know beans about v. hiçbir fikri olmamak
not know the first thing about v. hiçbir fikri olmamak
not know whether one is coming or going v. ne yapacağını bilmemek
not know where to turn v. ne yapacağını bilmemek
not know one's own strength v. gücünün farkında olmamak
not know whether you are coming or going v. ne yapacağını bilmemek
not know which way to turn v. ne yapacağını bilmemek
not know one's own strength v. kendi gücünü bilmemek
not know if one is coming or going v. ne yapacağını bilmemek
not know if you are coming or going v. ne yapacağını bilmemek
not know where to put yourself v. utancından saklanacak delik aramak
not know where to put oneself v. utançtan kaçıp sığınılacak bir yer aramak
not know where to put yourself v. utançtan saklanacak yer aramak
not know where to put yourself v. utançtan kaçıp sığınılacak bir yer aramak
not know where to put oneself v. utancından saklanacak delik aramak
not know where to put oneself v. utancından kaçacak/girecek delik aramak
not know where to put oneself v. utançtan saklanacak yer aramak
not know where to put yourself v. utancından kaçacak/girecek delik aramak
not know what to make of someone v. (birinin yaptığı şeye) anlam verememek/anlamamak
not know the meaning of the word fear v. korku nedir bilmemek
not know someone from eve v. birisini hiç tanımamış/hiç görmemiş olmak
not know when to give up v. ne zaman duracağını bilmemek
not know when to quit v. ne zaman duracağını bilmemek
not know when to stop v. ne zaman duracağını bilmemek
not know what hit you v. şokta ve kafası karışmış hissetmek
not know (someone) from a bar of soap v. hiç tanımamak
not know (someone) from a bar of soap v. hiç bilmemek
not know what hit someone v. neye uğradığını şaşırmak
not know (one is) born v. ne kolay bir hayatı olduğunun farkında olmamak
not know you are born v. ne kolay bir hayatı olduğunun farkında olmamak
not know (one is) born v. ne şanslı olduğunu bilmemek/anlamamak
not know you are born v. ne şanslı olduğunu bilmemek/anlamamak
not know you are born v. hayat şartlarının geçmişe ya da başkalarının yaşamına nazaran ne kadar iyileştiğinden bihaber olmak
not know you are born v. ne kadar şanslı olduğundan bihaber olmak
not know you are born v. ne kadar şanslı olduğunu görmemek/bilmemek/anlamamak
not know (one is) born v. ne kadar şanslı olduğundan bihaber olmak
not know (one is) born v. hayat şartlarının geçmişe ya da başkalarının yaşamına nazaran ne kadar iyileştiğinden bihaber olmak
not know (one is) born v. ne kadar şanslı olduğunu görmemek/bilmemek/anlamamak
not know one end (of something) from another v. bir şeyi diğerinden (başını sonundan/sağını solundan) ayıramamak
not know one end (of something) from another v. başını sonunu bilememek
not know one end (of something) from another v. bir konuda kara cahil/kör cahil/zırcahil olmak
not know one end (of something) from another v. neyin nerede başlayıp bittiğini bilememek
not know one end (of something) from another v. elifi mertek sanmak
not know one end (of something) from another v. bir konuda hiç bilgisi olmamak
not know one end of something from the other v. bir konuda zırcahil olmak
not know one end of something from the other v. (bir konu hakkında) hiçbir fikri olmamak
not know one end of something from the other v. (bir konu hakkında) beyan edebileceği bir bilgisi olmamak
not know one end of something from the other v. (bir konu hakkında) hiçbir şey bilmemek
not know the time of day v. hiçbiri şeyden anlamamak
not know the time of day v. sağını solunu bile bilmemek
not know you’re born [uk] v. ne kadar şanslı olduğunu bilmemek
not know you are born [uk] v. ne kadar şanslı olduğunu bilmemek
not know you are born [uk] v. ne kadar şanslı olduğunun farkında olamamak
not know you’re born [uk] v. ne kadar şanslı olduğunun farkında olamamak
not know a from a windmill v. beceriksiz olmak
not know a from a windmill v. salak olmak
not know b from a battledore v. hiç kafası çalışmamak
not know a from a windmill v. bir şeyden anlamamak
not know b from a battledore v. çok salak olmak
not know b from a battledore v. çok aptal olmak
not know b from a battledore v. hiç bir şeyden anlamamak
not know b from a battledore v. cahil
not know a from a windmill v. kafası çalışmamak
not know a from a windmill v. aptal olmak
not know where to look v. çok utanıp nereye bakacağını bilememek
not know where to look v. nereye bakacağını bilememek
not know which way to look v. utançtan nasıl davranacağını bilememek
not know which way to look v. nereye bakacağını bilememek
not know where to look v. utançtan ne yapacağını bilememek
not know which way to look v. utançtan nasıl davranacağını bilememek
not know where to look v. utançtan nereye bakacağını bilememek
not know where to look v. eli ayağına dolaşmak
not know which way to look v. çok utanıp nereye bakacağını bilememek
not know which way to look v. utançtan nereye bakacağını bilememek
not know (any) better v. neyin iyi neyin kötü olduğunu bilmemek
not know which way to look v. ne yapacağını bilememek
not know which way to look v. eli ayağına dolaşmak
not know which way to look v. nasıl davranacağını bilememek
not know where to look v. utançtan nasıl davranacağını bilememek
not know which way to look v. utançtan ne yapacağını bilememek
not know where to look v. ne yapacağını bilememek
not know (any) better v. nasıl davranacağını bilmemek
not know where to look v. nasıl davranacağını bilememek
not know which way to look v. ne yapacağını bilememek
not know (any) better v. bir şey bilmemek
not know (any) better v. daha iyisini bilmemek
not know where to look v. utançtan eli ayağına dolaşmak
not know which way to look v. utançtan eli ayağına dolaşmak
not know (any) better v. doğru karar verecek/davranacak kadar gelişmiş olmamak
not know where to look v. ne yapacağını bilememek
not know where to look v. utançtan nasıl davranacağını bilememek
not know the time of day v. elifi mertekten ayıramamak